Retell as Reimagine: Değeri, Yaratıcılığı, Umudu Yeniden Kurmak Yapay zekânın yaratıcılığı, insandan bağımsız değil; aksine kolektif hafızamızdan, hatalarımızdan ve hayallerimizden besleniyor. Bununla birlikte bilgisayarlarla yaratıcılık arasındaki girift ilişki, Margaret Boden'in de işaret ettiği gibi, 'beklenmedik' olanı ve 'değerli' olanı üretme potansiyeliyle sürekli sınanıyor, Sanatsal üretimde 'tek seferlik' deneyim ile ‘uzun soluklu' yaratım arasındaki fark artık yalnızca estetik bir ayrım değil; aynı zamanda sosyolojik ve kültürel anlamlar da taşıyor. Hızla dönüşen dünyada yapay zekâ, bu değer tartışmasının tam merkezinde yerini alıyor. Bugün yapay zekâ yalnızca bir araç değil; göçten iş gücüne, toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerden kültür politikalarına uzanan geniş bir yelpazede yapıları dönüştüren, yeni tartışmalara kapı aralayan bir unsur. Mesele artık sadece bir fikir ya da bir sanat eseri üretmekten öte, ‘değer' kavramını merkeze alarak yeniden düşünmekte saklı. Yapay zeka, artık yalnızca bir araç olarak değil; göçten iş gücüne, toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerden kültür politikalarına uzanan pek çok yapıyı dönüştüren ve yeni tartışmalara kapı aralayan bir unsur olarak karşımızda duruyor. Yerellik, katılım ve denge; değer üretiminin kalbinde atan kavramlar. Dijital inovasyonun gerçek anlamda demokratik, sürdürülebilir ve şeffaf bir zeminde filizlenmesi gerektiğini yaşadığımız çağ açıkça gösteriyor. Yapay zekânın şekillendirdiği yeni toplumsal ve ekonomik gerçeklikler ise, yalnızca teknoloji şirketlerinin dar koridorlarında değil; kamusal yararı gözeten, kolektif ve kapsayıcı bir perspektifin ufkunda topluma gerçek katkısını sunuyor. Altıncı edisyonuyla Afrika'dan Asya'ya uzanan farklı coğrafyalardan üretimlere odaklanan festival, izleyiciyi beklenmedik ve deneyimsel anlatımlarla buluşturmayı amaçlıyor. Bu yıl, yapay zekâ sanatçılar için yalnızca teknolojiyi yeniden üretmenin değil; aynı zamanda onu yeniden anlatmanın (retell) ve deneyimsel pratiklerle içselleştirmenin bir aracı olarak öne çıkıyor. Geleceği şekillendiren bu teknoloji, artık yalnızca bir araç değil; yeni düşünme biçimlerinin, yeni eylemlerin ve kolektif tahayyülün anahtarına dönüşüyor. Tam da bu nedenle, festival bu yıl eleştirel bir ortamda hem bireysel yaratıcılığın hem de kolektif hafızanın yeniden söylemek istediklerini daha geniş ve kapsayıcı bir perspektiften ele alacak. Sanat ve eleştirisi, bu dönüşümde hem gözetleyen bir ayna hem dönüştürücü bir güç hem de toplumun ‘değer' algısını yeniden inşa eden bir alan olarak merkezi rolünü sürdürüyor. Altıncı edisyonuyla İstanbul Dijital Sanat Festivali ise şu sorulara yanıt arıyor: Değer nedir? Kim için ve nasıl üretilir? Ve yapay zekâ bu yeni toplumsal anlatının neresinde konumlanıyor?